Doğada Makro Çekim Teknikleri

kucukcanlilar

Merhaba arkadaşlar, bu yazıda makro fotoğrafçılığa yeni başlayan arkadaşlar için doğadaki küçük dostlarımızı nasıl daha iyi fotoğraflayabileceğimiz ile ilgili bilgiler vermeye çalışacağım. Öncelikle  şunu belirtmeliyim; her makro fotoğraf çekimi gezisi aynı zamanda bir doğa gezisidir. O yüzden gezeceğimiz yerlere uygun bir ayakkabı ve giyim şarttır. Kullanacağımız makinenin hafif olması işimizi rahatlatır. Özetle Hafif bir makine, bir makro lens ve gezeceğimiz yerlere uygun giyim. Ben makine olarak Canon 600D kullanıyorum. Bu makine üst seviye bir makine değil ama 4-5 kat daha pahalı makinelerden daha hafif olduğu için bence gayet kullanışlı. Ağır makineler elde titremeye yol açıyor. Kullandığım makro lens de Canon EF 100mm f/2.8 USM Macro Lens. Makine ve lens ile ilgili bilgilere ilgili sitelerden ulaşabilirsiniz. Makro fotoğraflara yoğunlaşmak istiyorsanız ve gittiğiniz yer çok özel bir yer değilse tek lensle gitmenizi tavsiye ederim. Manzarayı cep telefonu ile de çekebilirsiniz ama makroyu çekemezsiniz 🙂 Makro için tripod mutlaka olmalıdır diyenlere aldanmayın, başınıza bela olur,  kullandığımı hiç hatırlamıyorum, bir baston daha çok iş yapar 🙂 baston görevi görebilen bir tripod belki olabilir.

Canon-600D-Body_dcanon 100 mmm

 

Makro Çekim için Gezilecek Saatler ve Yerler

Genel olarak sabahın ilk saatleri ve akşama doğru olan saatler tercih edilmesine rağmen şunu unutmayın ki bu tamamen yaşadığınız coğrafya ile ilgili bir durum. Ben ışığı çok sert olan Cizre’de çekim yapamadığım saatlerde Hakkari’nin yaylalarında çok rahat çekim yapabildiğimi gördüm. Oradaki ışık daha yumuşak Cizre’ye göre. Işık neden önemli onu bilmek gerekir. Çekeceğimiz çiçeğin veya böceğin

a) Netlik alanını arttırmak için diyaframı kısmak,
b) Net bir çekim için yüksek enstantane (perde hızı) kullanmak,
c) Gürültüsüz (az noise) bir fotoğraf için düşük ISO ayarı

 gerekiyor.

İlk iki özellik de sensöre daha az ışığın ulaşmasına yol açıyor. 3. Özellik de sensörü ışık varmış gibi aldatıyor. Yani iyi bir çekim için bu üç özellik de dezavantaj oluyor. Bize daha fazla ışık gerekiyor. Işığın çok olduğu öğle saatlerinde teknik olarak daha iyi çekim yapabiliriz gibi geliyor ama o saatlerde çektiğimiz fotoğraflarda da çok fazla parlama olduğunu ve detayların kaybolduğunu, üstelik ışık üstten geldiği için de ışığı iyi kullanamadığımızı görürüz. Bu yüzden ışığın yeterli ve doğru açıda olduğu sabah ve akşama doğru olan saatler en iyi saatlerdir. Bu saatlerde çekeceğimiz küçük dostlarımızı da daha fazla görürüz. Özellikle sabahın erken saatlerinde hava daha serin olduğu için hareket kabiliyetleri zayıf olan canlılar enerji toplamak için güneşlenmeye çıkarlar, bu sırada onları daha rahat fotoğraflayabiliriz.

IMG_2221
Yer olarak sulu ve çiçekli bitkilerin olduğu güneşli yerleri tercih etmeliyiz. Soğuk sulardan ziyade ılık suların olduğu yerlerde daha çok canlılık vardır.  Ters ışık çalışması yapmayacaksak rotamızı güneşi arkamıza alacak şekilde ayarlamalıyız.

Yeterli Miktarda Yaklaşmak

Makro lenslerde yaklaştırma (zoom) özelliği olmadığından dolayı çekeceğimiz canlılara bizim IMG_1113yaklaşmamız lazım. Çiçekler kaçmazlar ama börtü böcek biraz zor, özellikle de uçanlar, zıplayanlar 🙂 Canlıları ürkütmeyecek yavaşlıkta, doğru yönde ve makinenin ayarları hazırlanmış halde yaklaşmak gerekir. Canlıyı alıştırmak için uzaktayken çekimlere başlayabiliriz. Özellikle nadir görülen bir şey görürseniz mutlaka uzaktan en az bir adet çekin ki kaçırdığınızda en azından elinizde bir fotoğrafı olsun. Çekeceğiniz canlı hemen kaçtıysa siz de hemen pes etmeyin bir müddet bekleyin, benzeri bir canlı veya kendisi tekrar dönebilir. Özellikle de yusufçuklar ve kız böcekleri böyledir.

Makine Ayarları

Makine ayarları çekeceğiniz canlının büyüklüğüne, yere ve ışık miktarına göre değişir. Ben genel ilkeleri yazacağım. Yeterli miktarda net alan elde etmek için diyafram değerini ayarlamanız gerekir. Ben genelde f5-f8 arası diyafram kullanıyorum. Örneğin bir sinek çekerken diyafram değeri olarak f5 yeterliyken bir kurbağa çekiminde yetersiz kalabilir. Enstantane değeri (perde hızı) ise elinizin titremesi, kullandığınız makinenin titreşim ayarı gibi özelliklere göre değişir. Ama genel ilke şu; ne kadar hızlı çekerseniz o kadar iyi 🙂 Ben genelde 1/300-1/400 ve yukarısını kullanıyorum. ISO ayarı ise ne kadar düşük olursa o kadar iyi. Ama tabi hem diyaframı kısmak hem de enstantaneyi yüksek tutmak için mecburen isoyu bu ayarlara göre yükseltmek durumunda kalıyoruz. En meşhur soru “hangi modda çekmeliyiz?” sorusunun cevabına gelince. Bunun kesin bir cevabı yok ama yine de sıklığına göre sıralayayım.canon-rebel-menu En fazla kullanılan mod diyafram modu, daha sonra enstantane modu ve en sonda da manuel mod. Ama dediğim gibi çekeceğiniz canlılara göre değişir. Örneğin stüdyo ortamında gerekli ışık ayarlamalarını yapabildiğimiz için en iyi mod manuel moddur. Hızlı hareket eden bir canlıyı hareketliyken çekebilmek için Enstantane modu daha iyidir. Bu üç ayar dışında ışık ölçüm ayarını spot (noktasal) veya en azından merkez ağırlıklı yapmakta fayda vardır.

Makro çekimde mutlaka raw çekim veya raw + jpeg çekim tavsiyemdir. Daha sonra bilgisayarda noise temizlemenin en iyi yöntemi raw çekmektir. Raw çekiyorsanız makinenin renk ayarları ile (Beyaz ayarı) oynamanıza gerek kalmıyor, bilgisayarda düzenlerken (banyo ederken) en uygun renk ayarını seçebilirsiniz. Bilgisayarda resim işlemeye karşı iseniz fotoğrafçılığı bırakınız 🙂 Çünkü her makine fotoğrafı çekerken zaten kendi kafasına göre veya sizin verdiğiniz ayarlara göre işleyerek jpeg haline çeviriyor. İşlenmemiş fotoğraf raw formatındaki fotoğraftır. Makine mi bunu işlese daha iyi yoksa siz mi? Önemli olan manipulasyona kaçmamak, fotoğrafa ekleme çıkarma yapmamaktır.

 

IMG_5056

Işık, Çekim Açısı ve Arkaplan

Şunu unutmayın, çekeceğiniz canlı kadar, belki de daha önemlisi onun arka planındaki alandır. Hem ışığın iyi vurduğu taraftan çekmeniz hem de konuya göre en uygun arka planını ayarlamanız gerekir. Arkaplanı yakalamak sadece yeni başlayanlar için değil usta fotoğrafçılar için de zordur. Otların arasına sıkışmış bir çekirgeyi bir dalın üzerine koyup istediğimiz arkaplanın önüne götürerek çekebiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken şey canlıya zarar vermemek ve fotoğrafı doğallığından çok uzaklaştırmamaktır. Makro çekimde genel olarak arka plan ne kadar uzak olursa o kadar iyidir. Işık için özel bir flaşınız yoksa makinenin flaşını kullanmanızı tavsiye etmem. Mutlaka kullanmanız gerekirse de düşük flaş ayarlarını tercih ediniz. Doğal ışık en iyi flaştır 🙂

 

Küçük Dostlarımız Nerelerdeler?

IMG_6396
Özellikle yeni başlayan arkadaşlar çektiğimiz küçük canlıları aradıklarını ama göremediklerini söyleyerek bu durumdan şikayetçi oluyorlar.
Bu durumdaki en iyi yöntemi söylüyorum makro çekecekseniz makro bakın 🙂 Bitkilerin arasına karışmadan onları göremezsiniz. Bir yerde çiçekli bitki ve su varsa mutlaka çekilecek makro vardır. Sinek varsa onunla beslenenler de vardır. Ne görürseniz onu çekin, yusufçuk çekmeye çıktıysanız kurbağa bulduğunuzda sırtınızı dönmeyin ona, Bir yılan görürseniz önce kaçmak yerine çekebilir miyim diye düşünün 🙂
Unutmayın doğasever değilseniz makro çekmek işkencedir 🙂

Doğayı sevin, onu koruyun. Unutmayınız, fotoğrafçı Ustamız Akın ACAR‘ın dediği gibi

“İnsanoğlunun yaşam kalitesi ve doğanın sürekliliği küçük canlılara bağlıdır.” 

 

 

 

Mahmut Peynirci (06/08/2016)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir